Kaz Dağlarında Kaosa Doğru

Kaz Dağlarının ana kütlesinin zirvesine yapılmak istenen rüzgar santralleriyle (RES) ilgili görüşlerini aldığımız bilim insanları doğal dengenin bozulması tehlikesinin yanı sıra bölgenin hayvan ve orman varlığına yönelik risklere de dikkat çekti.

Dikkat çekilen bir diğer konu ise RES'ler kadar üretilecek enerjiyi iletecek hatlar oldu. Altın madenleri, termik santraller derken şimdi de RES tehdidi altındaki Kaz Dağlarında yaşam adeta bir kaosa doğru sürükleniyor.

ENDEMİK TÜRLER TEHDİT ALTINDA

TEMA Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, sahip olduğu coğrafi konumun Kaz Dağı'nı, biyolojik çeşitlilik ve bitki örtüsü açısından Türkiye'nin en önemli yükseltilerinden birisi yaptığını söyledi. Kazdağı'nın Türkiye'nin ekolojik biyocoğrafya ve biyoçeşitlilik açısından ender alanları arasında yer aldığını belirten Türkeş, "Yapılan çok sayıda bilimsel çalışmanın sonuçlarına göre yörede 83 endemik bitkinin varlığı belirlenmiştir" dedi. Türkeş, dağın özellikle güneye dönük yüksek yamaçlarında ve orman kuşağı üzerinde yer alan açık alanlarda yayılış gösteren endemik türlerin risk altında olduğuna dikkat çekti. Türkeş'in aktardığı bilgilere göre Dünya Doğa Koruma Birliğinin (IUCN) risk kategorilerinde yöredeki endemik bitkilerin 13 tanesi Çok Tehlikede, 13 tanesi Tehlikede, 13 tanesi Hassas ya da Zarar Görebilir, 12 tanesi Tehdit Altına Girebilir, 30 tanesi En Az Endişe Verici ve 2'si Yetersiz Veri olarak sınıflandırılmış durumda.

MUTLAK KORUMAYA ALINMALI

Kaz Dağı'ndaki bitki ve hayvan varlığını tehdit eden birçok etmenin olduğuna dikkat çeken Türkeş, bölgenin korunması ve güvenli yaşam alanları (habitatlar) oluşturulması için, kuşaklama (zonlama) çalışmalarının yapılmasının bir zorunluluk olduğunu söyledi. Türkeş, henüz tam olarak nerede kurulacağının belli olmayan RES'lerin kurulması olası olan, Baba Tepe, Sarıkız, Karataş, Kartalçimen, Nanekırı, Susuz Tepe ve Kapıdağ gibi endemizm açısından zengin olan alanların mutlak koruma ve güvenli yaşam kuşağı olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Türkeş, "Kaz Dağı'nda ender ve endemik bitki türlerinin çoğunluğunun bulunduğu doğal habitatlar, olası yeni yollar, alanın sürekli çok sayıda insan-araç tarafından çiğnenmesi, vb. doğrudan etkileriyle nadir ve endemik bitkiler zarar görecek ve yok olabilecektir" dedi.

HAYVANLARA GÖÇ GÖRÜNDÜ

Türkeş, RES'ler nedeniyle Kaz Dağı'nın yüksek yamaçlarında ve doruklar bölümündeki çeşitli habitatlarda yaşayan hayvanların buradaki yaşam alanlarını terk etmek ve başka yerlere göç ederek oralarda yeni bir yaşam savaşı vermek zorunda kalabileceklerine de işaret etti. Türkeş, "Çeşitli bilimsel kaynaklara göre Türkiye memeli faunasının yaklaşık yüzde 20-25'i gibi önemli bir oranını barındıran Kaz Dağı ekosistemindeki denge bozulduğundaysa, yöredeki tüm canlı organizmalar bu süreçten zarar görebilecek ve soyları tükenebilecektir" diye konuştu.

DOĞALLIK TAMAMEN BOZULUYOR

Bir orman mühendisi ise RES'lerin kurulumu sırasında çok geniş yollar yapıldığına dikkat çekerek, "Bunun için de bir yığın ağaç kesilmek zorunda kalıyor. Bu da o yörede doğallığın tamamen bozulmasına yol açıyor. Bunun için özellikle Kaz Dağları gibi önemli ekosistemlerin bulunduğu alanlardan kaçınmalıdır" dedi.

ENERJİ HATLARI DAHA BÜYÜK SORUN

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı: Rüzgar santralleri orman alanlarına kurulmaz. Bahsettiğin yerlerin tamamı orman alanı. Eybek Dede Dağı'nın üst kesiminde orman yok. Ama enerji hattı orman içinde geçirileceği için çok büyük tahribat yapar. Sarıkız'ın mezarının bulunduğu Kartal Yaylası'na ve devamına da rüzgar santralleri kurulabilir. Oralar açık alanlar. Fakat orada da enerji nakil hatlarının nereden geçirileceği sorunu var. Konu sadece rüzgar pervaneleri değil. Enerji hatları daha büyük sorundur. Bu sebeple yüksek dağlık araziye rüzgar santralleri kurmak; enerji nakil hattı uzunluğu, orman tahribi, toprak taşınması bakımından fazla maliyetli oldukları için tercih edilmemeleri gerekir.



Kullanıcı Girişi